İstanbul Sanat ve Hayat Vakfı (İSAV) ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen “Dünyevileşme” sempozyumu, geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşti. Sempozyumda, Profesör Mustafa Macit hocanın yaptığı sunumda, ünlü Fransız filozof ve yazar Denis Diderot’un yaşadığı etkileyici bir hikayeden bahsedildi.
Diderot, eline geçen bir miktar para ile pahalı bir sabahlık satın alır. Ancak evindeki diğer eşyalarla uyumsuz olduğunu düşünerek yeni eşyalar alır ve bu şekilde büyük bir borca girer. Ardından, “Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık” başlıklı bir yazı yazar.
Bu hikaye aslında hayatımızın çoğunu eşyalara hizmet etmekle geçirdiğimizi ve gereksiz biriktirmelerle zamanımızı harcadığımızı anlatıyor. Dolaplarımız ve depolarımız, belki bir gün lazım olur diye biriktirdiğimiz eşyalarla dolup taşarken, bu gereksiz birikintiler başkalarına fayda sağlayabilirken bizim için bir yük haline geliyor.
Kur’an’da da belirtildiği gibi mal biriktirip bunun bizi ebedi kılacağını zanneden insanların durumu gerçekten iç açıcı değil. Altınları sırtında taşıyıp açlıktan ölen insanın hikayesiyle benzerlik taşıyan bu durumda, sahip olduğumuz eşyaları kullanmadan sadece birer yük olarak taşımış oluyoruz.
Diderot gibi bir gün pişmanlık yazıları yazmamak için belki de en iyisi, eşyalarımızı gereksiz yere biriktirmek yerine onlara gerçekten ihtiyacımız olduğunda değerlendirmek olabilir. Unutmamak gerekir ki, eşyalar bizi ebedi kılmaz, asıl önemli olan hatıralar ve deneyimlerdir. Bu düşüncelerle, yaşamımızı daha anlamlı ve hafifletecek şekilde düzenlemek bizim elimizdedir.
