2005 yılı kış aylarında yaşanan unutulmaz bir hikayeyi hatırlatmak isterim. O dönemlerde Orduspor, 2. Lig’de şampiyonluk mücadelesi veriyordu ve rakiplerinden biri de İstanbul’dan gelen Anadolu Üsküdar takımıydı. Bu önemli mücadeleyi İstanbul’da bulunan Orduluların da izleyebilmesi için Ali Sami Yen Stadı’nda oynanması kararlaştırıldı.
Orduspor taraftarları olarak İstanbul’a gitmek için heyecanla hazırlandık. Maç günü geldiğinde, Ali Sami Yen Stadı’nın yolunu tuttuk ve stadın atmosferi bizi büyüledi. Bordomavi renklere gönül vermiş taraftarlar olarak, şampiyonluk için adeta bir adım önde hissetmiştik kendimizi. Basın kartlarımızla stadın kapısından içeri girdiğimizde, yaşlı ve nazik üç kişi kimlik ve basın kartlarımızı kontrol etti. Birisinin yaptığı espriyle utandık ama içeri alındık.
Stadın çimlerine adım attığımızda ise büyük bir sürprizle karşılaştık. Karşı tribündeki kırmızı beyaz ve yeşil beyaz renkler, Ordu STK’ların çağrısına Karadeniz’den destek veren taraftarların bulunduğunu gösteriyordu. Bu dayanışma ve coşku, Orduspor’a büyük bir motivasyon sağladı ve maçı 3-1 kazanarak şampiyonluk yolunda önemli bir adım attık.
Ancak bu zaferden sonra hemen ardından zorlu bir deplasman vardı. Orduspor, 1967 Mardin maçına çıkacak ve bu karşılaşmanın skoru, Sebat Gençlikspor’u da yakından ilgilendiriyordu. Sosyal medyada dolaşan bilgilere göre, Mardin ve çevresi bu maça odaklanmış, hatta takımımıza otel bile verilmemişti. Ancak bir kez daha Karadeniz dayanışması devreye girdi ve bu destekle Mardin’e galip gelerek, Sebat Gençlikspor’a da destek olmayı amaçladık.
Bu unutulmaz hikaye, taraftarlar arasındaki dayanışmanın gücünü ve futbolun getirdiği heyecanı en güzel şekilde yansıtıyor. Orduspor’un o sezonki başarısı, sadece bir futbol zaferi değil, aynı zamanda bölgesel bir dayanışmanın da simgesiydi. Karadeniz’in bir araya gelerek gösterdiği destek, takımı zaferlere taşıdı ve unutulmaz anılar bıraktı.
